
1964 yılında İstanbul’da doğdu. Kabataş Erkek Lisesini bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi son sınıfında okulu bıraktı. Ardından İstanbul Üniversitesi sosyoloji bölümüne girdi, 3 yıl sonra bıraktı. 1980′li yıllardan başlayarak günümüze kadar çeşitli dergilerde şiirler, eleştiriler, denemeler yazdı. İlk şiiri Milliyet Genç Sanat Dergisi’nde, İskender Över ismiyle çıktı. Profesyonel olarak 1985′te Adam Sanat Dergisinde şiirleri yayımlanmaya başladı. Bir soyleşide edebiyatta olmak istediği yere gelmese de kendinden memnun olduğunu da belirtmiştir.
Defalarca intihara kalkıştığı fakat teknik arızalar nedeniyle başarısız olduğu yönünde de söylentiler var..
Her şeyden önce kendisi bariz bir kitlenin çığlığı olmayı başarmıştır.Dizeleri fazla değil; olması gerektiği kadar bir iç boşaltımın ürünü. Bazen Üslubu “sokak ağzı” diye eleştiriliyorsa bunun nedeni Küçük İskender’in cesareti ve içtenliğidir.
Derinlerde yaşattığı kişiliğini açığa vurduğunda tanrı katında kelimelerle oynamaya hak kazanan ,kelimelerin içinde başka kelimeler barındığına inanan farkli kelime kombinasyonlarini şiirlerinde başari ile kullanan şairi okurken tehlike sınırlarında seyreden bir cazibe ile tiksinti arasında gidiş gelişler hissedilir.
Etkilendiği insanların savruk yaşamlarından kendine çıkarttığı payları okuyucusuyla naif ve ötede bir üslupla paylaşmaktan çekinmeyen bir şairdir. Ginsberg’den, Verlaine’den, Vian’dan, Burroughs’dan bahsederken, “ben bu adamların yaşamlarına imrendim ve o yüzden bu alacalı yolu seçtim.” fikriyatından evvel, “onlar, böylelermiş ve beğenilmişler.. dışlanmışlar da!” düşüncesinin ağır bastığını net bir şekilde görebilmeyi sağlarken, hayatın şiirsel ögelerinden arınıp, kendi tabiriyle, insanlara kendi cesetlerini göstererek, saf bir yol izlemiş; ilerlerken de, Nâzım Hikmet Ran, Attila İlhan gibi ustalardan da kendine bir şeyler katmış ,ancak özgünlüğünü sonuna kadar koruyabilmiştir.
Ayrıca;
Türk kültürü hakkında :”ne diyebilirim ki, kağıt kalemle oynanan çocukluk oyunlarımızdan biri ‘adam asmaca’ olduktan sonra..” diye haklıca bir cevap vermiş,
hiçbir şiirini ezbere bilmemesini de:
“ben sunmak için yazıyorum, reçete gibi” diye açıklamıştır..
Tüm bu yazdıklarımdan sonra,
bu adamı sevmemek için bir gerekçe yok sanırım..!
-Baa tıfıl-
Ben yürüyüp gittim
Sen ellerini yüzümde unuttun
Utandım acılarımdan
Utandım yalnızlığımdan
On yedi yaşımızın belalı hikmetinde birden
O inkisarları eden güzel hayallerimizden
Ve aşktan
Ve yağmurdan
Utandım ben
Sen misketlerini yüzümde unuttun
Sen hayatımda unuttun kokunu
Bir bidon benzin döküp hatıralarıma
Tutuşturdum sevinçlerimizi. tutuşturdum
Saçlarına
En beğendiğim bir hüznün görkemini,
Rüzgarını,
Al işte sonbahar da senin olsun artık
Daha ne istiyorsun benden
Al işte en biçimli intihar da senin
Ben yürüyüp gittim
Sen adalarını yüzümde unuttun
Utandım arzularımdan
Utandım ihtiyarlığımdan
Ve yağmurdan
Usandım ben
Ve sen: Şehrin terkettiği sepya caz oğlan
Her fırsatını ani ölümümde unuttun!
Beni yüklenip bir yere götürdüler
Sen geleceğini
Yüzümde unuttun
Popularity: 1% [?]





Yorumlar
No Responses to “Küçük İskender”