keyifce

yaptığın işten keyif al

Advertisement

Archive for the ‘ ortaya ’ Category

sevgi tuşu

Hep bir yerlere, bir şeylere yetişme telaşındasınız değil mi? Hiç

vaktiniz yok¦ “Fast live”, “fast food”, “fast music”, “fast love”..
Dikte ettirilen “yükselen değerler”, “in” ler, “out” lar…

Buna benzer bir odada, şanslıysanız gökyüzünü görebilen bir

pencere ardında bitecek hepsi
Dostluğu klavyelerinde, yaşamı monitörlerinde arayanlar¦
Size sesleniyorum¦
Hangi tuş daha etkilidir ki sıcacık bir gülüşten, ya da hangi
program verebilir bir ağaç gölgesinde uyumanın keyfini ?
Copy-paste yapabilir misiniz dalgaların sahille buluşmasını?…
içinizi ısıtan gün ışığını gönderebilir misiniz maille
arkadaşlarınıza?

Sevgiyi tuşlarla mı yazarsınız?¦
öpüşmek için hangi tuşlara basmak gerekir?…
Ya da Geri dönüşüm kutusunda saklanabilir mi kaybolan zaman Doğayı
bilgisayarlarına döşeyenler, neden görmezsiniz bahçedeki akasyanın
tomurcuklandığını Ve ıslak toprak kokusu var mıdır dosyalarınız
arasında ?…
Koklamak, duymak, dokunmak, yok mu yaşam skalanızda ?..
Bilgi toplumu oldunuz da, duygu toplumu olmanıza megabaytlarınız
mı yetmiyor?
Hayat ıskalamayı affetmez !!!
Keşkelerle, tühlerle baş başa kalmadan önce.
(ne acı ve ne çelişkidir ki böyle bir yorumu yine bilgisayardan
iletiyorum…)

Müşfik Kenter

Popularity: unranked [?]

çiğsin dediler

By bybart on Mayıs 13, 2010

Gençlik ateşini söndürebilir mi sıkıntılar? Varsın olsun hayatım zindan.  İşsizlik, sevgili, hastalık, kavga, gürültü geçiyor hayat.  Geziyorum kafama göre hayatın tadına var, eğlen coş.

Ne işsizlik beni çökertebildi. Ne de yaşadığım sıkıntılar. Kalifiye olamadım hiç bir işimde aşkta da,günlük yaşamda da. Etrafıma bakıyorum da  olumlu,olumsuz konuşan çok. Herkes bir öğüt veriyor aslında hiç duygu yok. Adam bana anlatıyor ama sanki konuşuyor duvara. Kulağım onda ama aklım başka tarafta. Herkes kendi derdinde, her koyun bacağından asılır. İyilik yapar gibi görünüp aslında sinsilik yapılır. Fayda gelmeyecek yere kimse yapmıyor yardım. Bu yazımdada içimden geleni yazdım. “Hamdım piştim” yandım, çiğsin dediler.

Popularity: 1% [?]

Karadut

By hayalperestim on Nisan 27, 2010

karadut
Mitolojik bir hikaye olan karadut oldukça ilgimi çekti ve paylaşmak istedim..

Bir zamanlar birbirlerine aşık iki genç varmış.Kızın adı Tispe,oğlanınki Piremus imiş.Bunlar yan yana evlerde otururlarmış.Birlikte büyüyen ve çocukluklarından beri birbirine aşk besleyen bu iki gencin aileleri görüşmelerini istemez ve birbirlerine uygun olmadıklarını düşünürlermiş.

İki evin arasında bir çatlak varmış.Aileleri bu çatlağı bilmezlermiş.İki aşık geceleri burada buluşur,birbirlerine seslerini duyurur,aşklarını dile getirirlermiş.Bir gece ormandaki ağacın altında buluşmaya karar vermişler.Tispe ağaca Piremus’tan önce varmış.Gittiğinde avını yeni yemiş,ağzından kanlar akan bir arslanla karşılaşmış.Korkarak bir mağaraya girmiş.Farkında olmadan yolda eşarbını düşürmüş.Arslan Tispe’nin eşarbını parçalamaya çalışırken Piremus gelmiş.Gördükleri karşısında şok olan Piremus’un aklına o an gelen tek şey;arslanın sevgilisini yediğiymiş.Belinden hançerini çıkarıp göğsüne saplamış ve kanlar içinde yere düşmüş.

Tispe korkusunu yenerek mağaradan çıkıp ağacın altına geldiğinde Piremus’un cansız bedeniyle karşılaşmış.Ağlamaya başlayan kız Piremus’un elindeki eşarbı ve uzaklaşan arslanı görünce olanları anlamış.Tispe,hançeri alıp göğsüne saplamış ve Piremus’un cansız bedeninin üzerine yığılmış.

O an Tanrılar bu yüce aşkı ölümsüzleştirmek istemişler.Bu iki aşığın öldükleri ağacı onlara adamışlar.Piremus’un kanını ağacın meyvelerine,Tispe’nin gözyaşlarını ağacın yapraklarına vermişler.O günden beri karadutun çıkmayan lekesini yaprakları temizler ve bilir misiniz dut lekesi çıkmaz;ama yaprağını elinizde ovuşturursanız Piremus’un kanını çıkarabilirsiniz…

Popularity: 2% [?]

00:00 gece başlıyor

By bybart on Nisan 14, 2010

Saat:00:00  Bir gün daha geçti hayatımızdan.  Her geçen dakika anlamsızlığa sürüklüyor beni. Ne anlamaya, ne de anlaşılmaya. Boş geçen zamanın hesabını elbet soracak hayat. O zaman arkamıza dönüp keşke diye başlayan cümleler kuracağız.  Çıkıp etrafımıza baktığımızda zamanın ötesinden gelen kalıntılar bize yaşadığımız anları anlatacak. Bu eski akmayan çeşme, su içerdik kana kana. Hani uçurtma yapmıştı komşu abi kuyruğu 3 metre.  Rüzgar yokken bile uçurtmaya çalışırdık her seferinde bu sefer uçacağına inanarak. Uçurtmanın ilk havalandığında oldu uçuyor diye seviniriz ya. Rüzgarın olmadığını farkeden uçurtmanın yere doğru düşmeye başladığı o an.  Hayatın bize acı tarafını da gösterdiğini anladığımız en masum örnektir.

Özetlemek gerekiyor arada yaşantıyı. Neydim, ne oldum değil ne olacağım demek daha etkili olacaktır. Yaş ne olursa olsun, aslında yaşamak için geç olmadığını anlamaktır hayat.  Her yaşın güzelliğini yaşamak.  Maddeyi değil huzuru aramaktır hayat.

Bu yazı takvim yaprağının arkası gibi oldu dahada berbat olmadan yayınlasam iyi olacak herkese anlamsız geceler.

fotoğraf:deviantart@znpzsy

Popularity: 2% [?]

yabancı kalamayacak kadar yakınım uzaklarına
dilimde senden kalan hissizliğin buruk tadı..
şimdi ne zaman aşktan bahsetseler
rüzgarı hissediyorum ılık ılık..
şimdi bana yağmuru hissettirme zamanın!
tüm mesafeleri sil haritalardan..
ben kayboldum cevaplarımda..
ayak izlerimin ağırlığı zihnimde
boş dehlizlerde yitirilmiş umutlarım..
şimdi gel ve bana yağmuru hissettir..
olmayan bir hissizliğin varlığında
yok et tüm varlığımı..
dünüm, yarınım ,
yokoldu  yokluğunda tüm benliğim..
titreyen ellerim
zamanı durdurma çabasında.
biten yollara,geçen yıllara inat umutsuzluğum..
ve takvim tutmaz ,durmak bilmez,
sınır tanımaz,umursamaz,
utanmaz bir duygu var
paramparça hayatımını bütünleyen..
şimdi bana yağmuru hissettir..
yitip giden günlerim,etrafa saçılan kelimelerim
ve titreyen ellerim..
bozbulanık sularımda geçmişten kalan gölgelerim
şimdi yağmura karışmak zamanı.
çağla sularımda,karış toprağıma..
kirli sularıma bir damla daha yağmur
bir damla daha ekle bana..
gel,
gel ve yağmuru hissettir bana…

Popularity: 1% [?]

kafama göre

By bybart on Mart 25, 2010

Gemide düzen bozuluyor. Baharın enerji depoladığı günlerde bile bunalabiliyor insan. Böyle güzel ortama sahipken sıkıntıya girmek daha da karartıyor adamın içini. Neyi ne için yaptığımı, ya da neyden ne için vazgeçtiğimi anladığımda çok geç olacak. Kafam yine her zamankinden karışık. Ben yine de bildiğimi okuyorum. Aslında okumuyorum da okuyormuş gibi yapıyorum.  Boşa giden bir ömrün ilk çeyreğini doldurduğumu hissediyorum.

Artık  kafama göre yazmaya başladım.  Duymayanlara duyrulur.

fotoğraf:adnrey@deviantart

Popularity: 1% [?]

keyif pezevengi

By bybart on Mart 18, 2010

Keyfimize göre yaşayıp akşam nerde daha güzel eğlenilir onu tartışıyoruz.  Bi yerden sonra bu bile keyf vermiyor adama.  Böyle olmamalı diye bir soru işareti beliriyor kafamda. Nedir bu noktalama işaretlerinden çektiğim yok kafamda ünlem belirir, yok 3 nokta.  En çok zamanımı  nasıl boş geçirdiğimi anladığım koyuyor bu boşlukta.  Yan gelip yatmaya meyilli bir hayatın bıkkınlığını taşıyorum.

Aslında çalışırken insan hep bunu özler. Şöyle yellenerek yatayım anasını satayım diyerek. Herşeyin fazlası zarar demiyorlar boşuna.  Keyfim benim kahyam olmuş,  sosyalliği bile net üzerinden yapar olmuşuz. Yaymışız koltuğa kendimizi parası olan yapıyor keyfini. Olmayanın da hep aynı mantık koca dünya yat anasını satıyım.

fotoğraf@deviantart

Popularity: 1% [?]

kar

By hayalperestim on Ocak 28, 2010

Narin bir ipek böceği gibi kar..

Önce  örer kozasını beyazdan,

ve sonra kapatır içine sükunetle bir şehri..

Ruhun Günah çıkartması gibi kar..

Usul usul örter

Hak-ı siyahı..

Fotoğraf:Ayhan Mayir Tefsad-Tekirdağ Fotoğraf Sanatı Derneği

Popularity: 1% [?]

çalışmak mutluluktur

By bybart on Eylül 10, 2009

Yenibiris.com kariyer sitesinin gaz vermek için gözümüze iliştirilen özlü sözlerinden biri “çalışmak mutluluktur”.

İş arama aşamalarında sıkça kullanılanlar; gazetelerin seri ilanları, çevreden duyulan yerlere gidip başvuruda bulunmak, internetteki kariyer sitelerinden arama yapmak.

Sevdiğimiz işi yapmak mutluluktur.  Çalışan adamın mutlu olmaması için de bir çok sebep var. Çalışan mutlu olmayabilir, hele bu krizde iş arıyorsan aradığın işi direkt bulamayabilirsin. İş arama kısmını geçtim diyelim ,ihtiyaçtan dolayı bir işe girdin, bu işte bir sürü sorunla ve uygunsuzlukla karşılaşıyorsun.  Bir örnek: full time anlayışı. Full time çalışmak denince aklınıza ne geliyor?  Part time ve full time diye 2 seçenek yok mu zaten?Neden 8 saat yerine 12 saat çalıştırılmaya kimse itiraz edemiyor? Neden günü kurtaracak sosyal güvencesiz bir iş  bize yetiyor?  İş ilanlarında “+sigorta,+yol” gibi maddeler ekleniyor sigorta neden arti? Sigortasız işçi çalıştırmak zaten yasak değil mi?  Sorun nerde? Sorun Biziz…

Kalifiye Eleman Olayı

Kalifiye,işini bilen elemana aç bir piyasaya sahip olduğumuz söyleniyor. Bir meslek dalında,bir meslek dalının alt bölümünde uzmanlaşmış eleman az sayıda. Herkesin her konuda biraz bilgisi ve söyleyeceği birşey var. Bizim arkadaş olayı vardır.” Evet şunu şunu da yaparmısın?.” ”Yok onu yapamıyorum zaten o benim alanım değil, ben sadece şunu yapabiliyorum.” Biri ordan yırtık dondan çıkmış pipi gibi fırlar ”Bizim arkadaşta ordan mezun ama şunu da yapıyor.”

Çağırda o yapsın o zaman andaval.

Kalifiye eleman olmak özveri ve tecrübeyle eşdeğer. Bir meslek yüksekokulu okuyorsanız genelde, mezun olduktan sonra çalışacağınız iş yerlerindeki her işi öğrenmezsiniz. Kendinizi o alanda çalışan yerlerde bir şekilde bulunarak eğitmeniz gerekiyor. Gerek iş akışı, gerek pratik alışkanlık konusunda kişinin kendi kendini eğitmesi şart. Bunu yapan da çok az var, sanırım sorun burada daha net belli oluyor. Etrafınızdaki MYO mezunlarından kaç tanesi kendi alanında ki işi yapıyor bir baktığınızda daha net göreceksiniz sorunu.

Elemanının haklarını yemeyen ve olması gereken şartları sağlayan işverene zor rastlanıyor.  Haklarını alamayan kişi hakkını aradığında beğenmiyorsan çalışma cevabıyla karşıyor. Zaten onun yerine olmayan hakları kabul ederek çalışacak eleman bol  bulunuyor ülkemizde.

İyi bir iş

Anneler hep isterler oğlum iyi bir işe girsin.” İşte kpssden şu kadar puan yaptı memurluğa yerleşti.”,” Masabaşı iş gibisi yok.”,” Kızım anaokulu öğretmeni.”  Aile bireylerinin topluma mal olmuş iyi bir iş tanımları var. “Devlete götü dayamak” tabiriyle kamu çalışanı olmak, ordu veya emniyet mensubu olmak da popülerdir. Aile saadeti işte evladı rahat etsin istiyor.

Kazanmak mutluluktur.  Kazandığın parayla alışveriş yapmak, parayı biriktirmek, kendini geçindirmek güzel şeydir.  Keşke iyi bir işim olsa da bende çalışsam, kazansam.

Yenibiris.com’a düzelterek katılıyorum.  İyi bir işte çalışmak mutluluktur.

İş arıyorsanız göz atmanız gereken kariyer siteleri:
www.yenibiris.com
www.kariyer.net
www.secretcv.com
www.monster.com.tr(yurtdışı ağırlıklı)
www.elemanonline.com

Popularity: 5% [?]

yalnızlığa tanıklık

By hayalperestim on Ağustos 27, 2009

sokak-lambasi

Gece soğuk,gece ürpertici..Geceler midir insana yalnız olduğunu hatırlatan?Yoksa insan mıdır hatırlamak için geceyi bekleyen?Hangi yönden baksan aynı sonuç:yalnızsın!Hayatının sonuna kadar da yalnız kalacaksın..Bu böyledir çünkü,kimse kimsenin yalnızlığını paylaşamaz..Şairin de dediği gibi:Yalnızlık paylaşılmaz,paylaşılsa yalnızlık olmaz!

Sokak lambasının aydınlattığı bir gecedeyim şimdi.Dışarıda rüzgardan başka ses eden yok.Sessizlik ama huzursuz bir sessizlik..Sanki an gelecek arka fondan bir korku filmi müziği çalmaya başlayacak,gölgeler canlanacak,korkular dirilecek!Hayalperestlik bu sanırım..Her gece aynı korkuları yaşayıp sabah olunca ‘Aptal gördün mü?Hiç birşey olmadı,olmayacak..Şu saçma sapan korkularından kurtul artık!’deyip,gece olunca yeniden korkulara bürünmemi anlamlandırabilmiş değilim..

Yalnızlık..İnsanlar neden evlenir diye düşündüm bu akşam.Madem yalnızlıklarını paylaşamayacaklar,o zaman ne diye bir insanla hayatlarını paylaşmayı arzularlar?Tutkudan mı,aşktan mı..Ben yine böyle gereksiz düşüncelerimle boğuşurken,televizyondan gelen sese takıldı kulağım..’İnsanlar neden evlenir biliyor musun?’dedi ses ve devam etti:’Yeryüzünde milyonlarca insan yaşıyor..Sen ise onlardan sadece bir tanesisin.Yani aslında hayatının hiç bir değeri yok bu yönden bakınca..Milyonlarca hayat içinde bir tanenin ne önemi olabilir?İşte insanlar bu yüzden evlenirler..Senin hayatın benim için önemli..Ve ben senin hayatına tanıklık etmek istiyorum..Yaşadıklarına tanıklık etmek için seninle yaşamak istiyorum..’Evet fazla romantik olduğunun ben de farkındayım!Ama gerçeklik payı çok fazla bana kalırsa.Hayatı paylaşmanın gerçek yönü bu olabilir ancak.Bir insana değer vermenin ne olduğunu çok iyi tanımlamış senarist!

Şimdi bu saatte yalnızlıkla ilgili arabesk söylemlere hiç gerek yok kanımca..!Madem herkes yalnız,bunu bir dert haline getirmeye de gerek yok,kimseye özel bir duygu değilmiş bu!Paylaşılmıyormuş da zaten bu meret..Bu durumda yapılacak en güzel şey,birilerine tanıklık etmek demek ki..

Popularity: 100% [?]