keyifce

yaptığın işten keyif al

Advertisement

Archive for the ‘ genel ’ Category

Küçük İskender

By hayalperestim on Temmuz 8, 2010

küçük iskender

1964 yılında İstanbul’da doğdu. Kabataş Erkek Lisesini bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi son sınıfında okulu bıraktı. Ardından İstanbul Üniversitesi sosyoloji bölümüne girdi, 3 yıl sonra bıraktı. 1980′li yıllardan başlayarak günümüze kadar çeşitli dergilerde şiirler, eleştiriler, denemeler yazdı. İlk şiiri Milliyet Genç Sanat Dergisi’nde, İskender Över ismiyle çıktı. Profesyonel olarak 1985′te Adam Sanat Dergisinde şiirleri yayımlanmaya başladı. Bir soyleşide edebiyatta olmak istediği yere gelmese de kendinden memnun olduğunu da belirtmiştir.
Defalarca intihara kalkıştığı fakat teknik arızalar nedeniyle başarısız olduğu yönünde de söylentiler var..

Her şeyden önce kendisi bariz bir kitlenin çığlığı olmayı başarmıştır.Dizeleri fazla değil; olması gerektiği kadar bir iç boşaltımın ürünü. Bazen Üslubu “sokak ağzı” diye eleştiriliyorsa bunun nedeni Küçük İskender’in cesareti ve içtenliğidir.
Derinlerde yaşattığı kişiliğini açığa vurduğunda tanrı katında kelimelerle oynamaya hak kazanan ,kelimelerin içinde başka kelimeler barındığına inanan farkli kelime kombinasyonlarini şiirlerinde başari ile kullanan şairi okurken tehlike sınırlarında seyreden bir cazibe ile tiksinti arasında gidiş gelişler hissedilir.
Etkilendiği insanların savruk yaşamlarından kendine çıkarttığı payları okuyucusuyla naif ve ötede bir üslupla paylaşmaktan çekinmeyen bir şairdir. Ginsberg’den, Verlaine’den, Vian’dan, Burroughs’dan bahsederken, “ben bu adamların yaşamlarına imrendim ve o yüzden bu alacalı yolu seçtim.” fikriyatından evvel, “onlar, böylelermiş ve beğenilmişler.. dışlanmışlar da!” düşüncesinin ağır bastığını net bir şekilde görebilmeyi sağlarken, hayatın şiirsel ögelerinden arınıp, kendi tabiriyle, insanlara kendi cesetlerini göstererek, saf bir yol izlemiş; ilerlerken de, Nâzım Hikmet Ran, Attila İlhan gibi ustalardan da kendine bir şeyler katmış ,ancak özgünlüğünü sonuna kadar koruyabilmiştir.
Ayrıca;
Türk kültürü hakkında :”ne diyebilirim ki, kağıt kalemle oynanan çocukluk oyunlarımızdan biri ‘adam asmaca’ olduktan sonra..” diye haklıca bir cevap vermiş,

hiçbir şiirini ezbere bilmemesini de:
“ben sunmak için yazıyorum, reçete gibi” diye açıklamıştır..

Tüm bu yazdıklarımdan sonra,
bu adamı sevmemek için bir gerekçe yok sanırım..!

-Baa tıfıl-

Ben yürüyüp gittim
Sen ellerini yüzümde unuttun

Utandım acılarımdan
Utandım yalnızlığımdan
On yedi yaşımızın belalı hikmetinde birden
O inkisarları eden güzel hayallerimizden
Ve aşktan
Ve yağmurdan
Utandım ben

Sen misketlerini yüzümde unuttun
Sen hayatımda unuttun kokunu

Bir bidon benzin döküp hatıralarıma
Tutuşturdum sevinçlerimizi. tutuşturdum
Saçlarına
En beğendiğim bir hüznün görkemini,
Rüzgarını,
Al işte sonbahar da senin olsun artık
Daha ne istiyorsun benden
Al işte en biçimli intihar da senin

Ben yürüyüp gittim
Sen adalarını yüzümde unuttun

Utandım arzularımdan
Utandım ihtiyarlığımdan
Ve yağmurdan
Usandım ben
Ve sen: Şehrin terkettiği sepya caz oğlan
Her fırsatını ani ölümümde unuttun!

Beni yüklenip bir yere götürdüler
Sen geleceğini
Yüzümde unuttun

Popularity: 1% [?]

Bedensel Engelli Şairler

By hayalperestim on Haziran 29, 2010

Bir sanatçının şiirini anlayabilmek için ,öncelikle aile yapısının,sosyal hayatının,psikolojik durumunun göz önünde bulundurulması gerekir.Ayrıca yaşadığı dönemdeki toplumsal şartların da iyi bilinmesi gerekir.Bu yazımda Osmanlı döneminde 16.yy. da yaşamış bazı bedensel engelli şairler hakkında bilgi vermek istiyorum.

Şairlere geçmeden önce,Osmanlı Devleti’nin genel olarak engellilere bakış tarzının nasıl olduğunu Yavuz Sultan Selim döneminden Mustafa Çelebi örneği ile ortaya koyalım:

Uzun yıllar defterdarlık yapan Mustafa Çelebi,gut hastalığına tutulur ve hareket edemez hale gelir.Buna rağmen görevine son verilmeyerek,padişahın huzuruna sedye ile getirilmesi uygun görülür.Devletin maliyesi hakkında rapor vereceği zaman iki divan çavuşu sedyeyle arz odasının kapısına kadar getirirler,ondan sonra da yerine taşırlarmış.

Bu ,örnek alınması gereken bir durum.Ne engeli olursa olsun,işleyen bir beyin var..

Tüm engelli şairleri tek tek tanıtmak mümkün olmadığından,ben aralarından en dikkatimi çekeni burada paylaşmak istiyorum.

Şairimizin adı ” ŞAVUR”.Sultan Bayezid dönemi şairlerindendir.Kastamonu’da doğmuş,İstanbul’da şöhrete ulaşmıştır.Mesken edindiği meyhanenin merdiveninden düşer ve ayağı kırılır.Dostları bu olayın ona ders olacağını ve şarap içmeyi bırakacağını düşünürken,o ayağının kırıklığını bahane ederek mescide hiç gitmez,topallayarak meyhaneye koşar ve eskisinden daha fazla içermiş.
Birçok şehirde kadılık görevinde bulunmuş.Devlet,topaldan kadı olmaz demeyip onu görevde tutarken,şair arkadaşları şiirleriyle onu rahatsız etmekten geri kalmazlar.

” Şavur-ı a’rec kim bugün akza’l-ı kuzat
Bin yıl ki tahsil eylese Araç onun mi’racıdır.”
(şimdilerde topal Şavur büyük şehir kadılığını istemektedir,ancak bin yıl daha öğrenim görse de onun yükselebileceği yer Araç’tır/ Taili)

Şavur ise kendinden çok emin,bu makamı hakettiğine inanmaktadır:

”Ta’n eyler imiş bana ayaksız deyü cühhal
N’ola ayağum yooğ ise her fende elüm var”

(Cahiller beni ayağım yok diye ayıplarlarmış.Ayağım yoksa ne olurmuş?Ben her çeşit bilgiye sahibim,her fende elim var)

Şavur’un dışındaki diğer bedensel engelli şairlerimizin de isimlerini vermek istiyorum:

Fazli-i Leng
Özri
Seliki
Meyli
Katibi

16yy.da, engellilere verilen değerin 21.yy.da da verilmesi dileğiyle..

Popularity: 1% [?]

Akşamüstü güneşi Meriç nehrinin sularında yavaş yavaş süzülürken,tam karşıdan tüm heybetiyle ortaya çıkar Selimiye.Rüzgar naif dokunuşlarıylabir Sarayiçi’nde bir Karaağaç’ta..Hüzün ve neşenin soyut birleşimleri somutlaşıyor o dört minarenin altında..Akşam yaklaşıyor.

Selimi’yenin bahçesi ayrı bir dünya..Sırtımı dayamışım bir ağaca,ayaklarım buz gibi toprağa kavuşmanın hazzı içerisinde.Minarelerden yükselen sesle huzur buluyorum,arınıyor ruhum tüm kirliliklerinden.İnsanlar da benimle aynı duyguları paylaşıyor olacaklar ki bu derece kalabalık etraf..Biraz ileride ağaçlar arasında koşuşan ufaklıklar,yüzlerinde alışık olunmayan,tarifsiz bir tebessüm..Cami kapısında mesken tutmuş bir falcı teyze,maneviyatın zirve yaptığı bu mekana biraz tezatlıkla birlikte ayrı bir hoşluk veriyor..

Şehrin en yüksek tepesi burası..Selimiye..!Bahar aylarında ayrı bir ruh var burda..Selimiye’nin hemen altındaki Arasta’dan süzülüp gelen meyve sabunu kokusunu çekiyorum derin derin..Bu kokuyla şehrin gerçekten büyülü olduğuna inanmaya başlıyorum..

Biraz ötede kalabalık bir grup..Başka bir şehirden gelmişler muhtemelen,şehre yabancı oldukları her hallerinden belli.Şaşkın gözlerle etrafı inceden inceye süzüyorlar.Tava ciğercilerin gözleri kafilenin üzerinde..Ee Edirne’ye gittim de bir tava ciğeri yemedim derlerse ayıp zaten..

Güneş usul usul Meriç nehri ile vedalaşıyor.Sokak lambaları yanmaya başladı,insanlar evlerine doğru koşturmaya başladılar.Çocuklar oyununu binbir zorlukla bırakıp eve girme telaşında..Bense Edirne’ye son bir kere daha bakabilmenin buruk sevincini yaşıyorum..Aynalı süpürgelerin pırıltıları,meyve sabununun sihirli kokusu..Hatta kokusundan nefret ettiğim tava ciğeri..Selimiye’yi arkamda bırakıp gidiyorum güneşin battığı yere doğru..

Popularity: 1% [?]

Henüz tam manasıyla kavramasamda, kendime  blogcular arasında yaygın olan friendfeed ve twitter hesabı oluşturdum.  sitenin sağ tarafındaki henüz tam olarak Türkçeleşmemiş eklenti yardımıyla twitter hesabımın son tweet’leri gözükmekte.

Bakalım açılım modası bizi açacak mı ?

adresler:

twitter.com/bybart
friendfeed.com/bybart
facebook.com/bybart

Popularity: 2% [?]

blog dünyası

By bybart on Eylül 13, 2009

keyifce.com ile daha önceden zaten tanışmış olduğumuz blog dünyası ile ciddi bir buluşma yapmaya çalıştık ama henüz başaramadık. bazı sloganlar ile moral bulmaya ve yazmaya çalışıyoruz. genel bir blog olarak 3-5 konu bulup yorumlamaya çalışıyoruz.

blog yazmak gerçekten de özveri istiyormuş bunu anlamamı sağladı keyifce.
sık güncelleyemediğimiz ama belli başlı konularda karar kıldıktan sonra rayına oturtacağımız bir oluşumdur keyifce. bir aksilik olmazsa daha iyiye doğru gideceğiz. şimdilik blog dünyası ile platonik takılmaya devam edeğiz. platoniğin saflığıyla : )

Popularity: 50% [?]

hayko cepkin-demedim mi

By bybart on Ağustos 28, 2009

Hayko Cepkin’den ramazan özel ilahi nasıl olmuş sizce?

TRT Sufi Klipler programı

.

Popularity: 5% [?]

keyifle izliyoruz efenim

By bybart on Ağustos 25, 2009

Keyifle takip ettiğim 2 site alkışlarla yaşıyorum ve bobiler.örg. Bu sayfaları ne zaman açsam beni güldürecek, güldürürken ‘vay anasını bee’ dedirtecek çalışmalarla karşılaşıyorum.  Çerez tadında kısa ve öz videolar, harika grafik çalışmaları gerçekten alkışı hakediyor.


Mizah dergisi penguen ile anlaşmalı olan bobiler.örg güncel monteleriyle olduğu kadar site içerisindeki butonlara verilen adlarlada yarmaktadır.
Örneğin bişeyi sildiğinizde çıkan uyarı; “basmayın yeni silindi!”

Alkışlarla yaşıyorum bugün 5.  yaşını kutluyor. Daha önce Şahin K bu site için özel bir konuşma yapmıştı. Cem Yılmaz’ın da ah bu gönül şarkıları adlı şarkısı ilk burada yer almıştı.Myk medya ile çok büyük adımlarla ilerlerken vazgeçemediğim, her gün girmezsem rahat edemediğim bir site oldu alkışlarlayaşıyorum.com.

Bizde ara sıra keyifcede nostalji kuşağı etiketi altında keyifli videoları yorumlayacağız.

Alışlarlayaşıyorumun 5. yıl kimler geldi kimler geçti videosu:

mesut bahtiyar diyor ki;

alkışlarlayaşıyorum.com’ un ilk sayısı (o zamanlar sayı sayı çıkardı) tam 5 yıl önce bugün yayına alınmak üzere hazırlanıp bitmişti. Kaptanın Seyir Defterine ”Bugün 25 Ağustos 2004. Ani bir kararla yepyeni bir siteyi internet alemine kazandırmaya karar vermiş bulunmaktayım. Tek istediğim biraz olsun alkışlanmak. Alkış site sahibinin orgazmıdır. Ve ben, ve ben inanın ki alkışlarla yaşıyorum. Hayırlı ve uğurlu olması temennilerimle.” yazmıştım. O günlerde tek başıma hazırladığım, günde 100 kişi girince sevindiğim site tam 5 yıl sonra aynı gün 60.000′ e yakın üyesi olan bir platform haline geldi. Bu süreçte desteklerini esirgemeyen duracell’ e, şu an aramızda olan ve olmayan ama emeklerinin ödenemez olduğu, onlar olmasa asla olamazdı diyebileceğim gönüllü site yöneticilerine, az imkanla çok iş yaptığımız dönemlerde sitenin tasarımını ve kodlamasını yapan Hakan Özfatura’ ya, vizyonumuzu büyüten Serdar Kuzuloğlu’ na ve beraberinde tüm MYK Medya ekibine, bu mükemmel tasarımı yapan Hasan Yalçın ve kodlayan Mustafa Özyurt’ a, bu süreçte bana sabır gösteren aileme ve bulunmaz hint kumaşı içerikleri yollayan, hakaret etmeden de yorum yazılabileceğini gösteren, eşe dosta reklamımızı yaparak bizi destekleyen, yeri geldiğinde kral çıplak diyerek kendimize gelmemizi sağlayan tüm kullanıcılarımıza çok teşekkür ederim.

alkışlarla yaşıyorum tarihçesi:
http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/7371/

alkışlarla yaşıyorum’ un ilk sayısı:
http://web.archive.org/web/20040904072250/http://www.alkislarlayasiyorum.com/

Hakkımızda:
http://alkislarlayasiyorum.com/hakkimizda

alkışlarlayaşıyorum Dükkan:
http://myk-medya.com/dukkan/urunler/1

Popularity: 4% [?]

90′lara önem veren blog

By bybart on Ağustos 20, 2009

Özkan‘ın yeni kurduğu blog yuhhi , sade görünümlü ve işlevli güzel bir tema ile yayına başladı. 90′lar ağırlıklı bir blogger olan yuhhi ilerleyen günlerle üzerine daha çok düşülmesiyle webte istenilen yeri alacak.  Tabi bunun için daha çok çalışmak, güncel tutmak gerekiyor. Bir blogu güncel tutmak sanıldığı kadar kolay bir iş değil. Copy-paste heryerde olan konular bloglara zarar verdiğinden 10 kusurlu hareketten biri sayılmaktadır.  Fikirlerimizi yansıtmak ve arama motorlarının gözüne girmek için özgün olarak hazırladığımız yazılara yer vermeliyiz.  İyi bir blogcu nasıl olmalı temalı yazıları okuyup en iyiye karar vermeliyiz.

Her neyse iyi bir blogcu konusuna sonra değineceğiz bu konunun amacı yuhhi açıldı hayırlısı olsun :)

Popularity: 4% [?]

üşenmek; kendinde bir gevşeklik duyarak bir işi yapmaya isteği olmamak demekmiş..Bu yazıyı yazmak için saatlerce bahane uydurmam,’’aman kim gidip beynimdeki cümleleri yazıya aktaracak şimdi!’’ diye düşünmem bile üşengeçliğimin ne kadar hat safhada olduğunu ispatlayacak mahiyetteydi.

Bu üşenme eylemi- nasıl eylem oluyorsa kendileri-öyle bir şeydir ki, kumandayı sehpanın üzerinden bir türlü kalkıp da alamazsınız,saatlerce o gereksiz kadın programlarını izler durursunuz!Susuzluktan diliniz damağınıza yapışır da kalkıp mutfaktan bir bardak su alamazsınız.

Hele şu yeni nesil yok mu, armut piş, ağzıma düş misali yaşayıp gidiyorlar.Hatta abartırsak yaşamaya bile üşeniyorlar.Örnek vermek gerekirse,bu sabah yaşadığım bir diyaloğu aktarmak isterim:

Annem: Kızım kalk topla şu yatağını artık!

Kardeşim: Anne yaa!Akşama ne kaldı ki şurda,nasılsa yine dağıtacağım,ne gerek var toplamaya!

Velhasıl işte böyle azizim,yeni nesilin en büyük keyfi eylemsizlik eylemi..Hep böyle  bir yatayım,hep biri gelsin beni doyursun,sonra geçeyim bilgisayarın başına film falan izleyeyim,sonra uykum gelsin ama yatağa gitmeye üşeneyim,tuvaletim gelsin ama yapmayayım nasılsa yine gelecek,of çok zor şimdi,kim gidecek oraya kadar zaten,kim çalışacak bu kadar dersi şimdi,sabah kalk sınava git bir de..Hatta son zamanlarda en çok duyduğum üşenme türü de mesaj yazmak..bir harf için üç kere basıyorum tuşa ama nasıl zor bir eylemmiş bu meğer!Aç telefon konuş,ne diyeceksen de değil mi ama?

Bu konuyu aydınlatacak bir de söz buldum bugün:

Üşeniyorum,öyleyse yarın! İyi üşenmeler herkese..

Popularity: 2% [?]

kuryenet rezalet

By bybart on Ağustos 1, 2009

kuryenet

Kredi kartınızı kaybetmişsiniz ve kurye geldiğinde evde yoksunuz, şimdiden geçmiş olsun. Kartını kullandığınız banka kuryenet ile çalışıyorsa (garanti,yapıkredi,iş bankası) sizi sinir krizine sokan bir çalışma sistemi olan rezil firma kuryenet ile tanıştınız demektir.
Kuryeneti arama motorundan arattığınızda %98 şikayetleriyle karşılaşıyorsunuz.  Yazının en altında diğer kuryenet şikayetlerini görebileceğiniz linkleri ekledim.  Benim maceramsa şöyle başladı;

Herşey kredi kartımı Mc Donalts’tan aldığım milkshake tepsisinin içinde unutmamla başladı. Oradaki görevli kalkmamla birlikte tepsiyi temizlik arabasına boşaltıp çöpü paketleyip dışarıya göndermiş. Tekirdağ Tekira Avm temizlik konusunda çok titizmiş.  Olayın ardından banka aranır kart iptal edilir bir yenisinin 1 hafta içerisinde elimize ulaşılacağı söylenir.  Ne hikmetse daha önceden değiştirdiğim eski iş adresime gönderilir kart. Ardından kuryenetten orada bulunamadığıma dair bir mail geldi. Hemen kuryeneti arayıp siz bana daha öncede kart getirdiniz ve aynı sorunu yaşamıştım onu düzeltmenizi talep etmiştim dedim. Öyle bir bilgiye ulaşamadığını söyleyen kuryenet görevlisine kartımı nasıl alabileceğimi  sordum. Malesef gelip alamıyorsunuz bizim teslim etmemiz gerekiyor dedi. ‘Peki ne zaman getireceksiniz?’ dedim. Sizin mahalleye ne zaman çıkarsak o zaman getireceğiz diye cevap verdi. Konuşma şöyle devam etti.

ben-Belli bir süresi yokmu ben sizi evde mi bekleyeceğim sürekli?
kuryenet-Evde başka kimse yokmu?
ben-Yok
kuryenet- Beklemeniz gerekiyor biz getireceğiz.
ben-Peki ne zaman getireceksiniz bakın benim yaz okulum var şehirdışına gitmem gerekiyor, kartı kullanıyorum, internetten alışveriş yapıyorum sürekli, lazım bana.
kuryenet-Efendim bir süre veremiyoruz yarın ilçeye çıkacağız önümüzdeki hafta olabilir.
ben-Ben sizin keyfinizi mi bekleyeceğim?
kuryenet-Keyfimizi beklemeyeceksiniz efendim yapacağımız başka bişey yok.
ben-Neyse iyi günler kolay gelsin.

deyip telefonu kapatıp hemen o hızla İstanbuldaki merkez aranır. (0212 444 9393) 23 dakika bağlanmayı bekledikten sonra durum izah edilir merkezden farklı bir şeyler söylenmemiştir. Bize muhtaçsın ,ben ne zaman istersem o zaman getireceğim ,evde bekle beklemezsen bekçi tut ulan tarzı bir sonuç çıkardım konuşmadan. Yani yaptıkları o yapabileceğiniz bir şey yok nasıl gerizekalı bir sistemdir,hangi akla mantığa hizmet etmektedir anlamadım gitti.

Aradan 5 gün geçmiştir, il çağrı merkezini aramayıp direkt merkezi aradım ve 14 dakika bağlanmayı bekledikten sonra (gelişme var) karşıma çıkan bayan ile aramda şöyle bir konuşma geçti

ben-Takip numarası veriyorum xxxxxxxxxxxx
kuryenet- İş adresinize gönderilmiş ulaşılamamış
ben-O 6 gün önceydi ,ben diğer adresimi teyid ettim hemen ardından hala gelmedi kartım.

kuryenet- Bekletiyorum efendim biraz (müzik sesi) kartınızı getirecekler.
Bu sallama cevabı duymamla mavi ekranı verdim.

ben- Siz ne gerizekalı şerefsiz aciz bir sistemsiniz ya, bakın burası Tekirdağ şurdan yürümeye başlasam şehrin diğer ucuna varmam 25 dakika sürer ve siz rezil firma kuryenet olarak bir kartı 1 haftada bana ulaştıramıyorsunuz.
kuryenet-Beyefendi lütfen düzgün konuşurmusunuz konuşmalarınız kaydediliyor.
ben-Ne yaparsanız yapın kardeşim bana kartımı ulaştırın. Ben şehir dışına çıkacağım kartımla orada alışveriş yapacağım ben sizin keyfiniz yüzünden bekliyorum burda. Acizsiniz işte bir kartı ulaştıramıyorsunuz göt kadar şehirde.
kuryenet- Serhat bey lütfen konuşmanıza dikkat edin şehrinizdeki çağrı merkeziyle görüşürmüsünüz lütfen.
ben-Ben o şerefsizlerle konuşmak istemiyorum.  En sonunda gidip daha kötü şeyler yapacağım
kuryenet- Bir saniye ben bağlanıyorum o zaman (müzik sesi) (bayan şehrimdeki acentayla görüşür ve bana döner o gün perşembedir) Size cumartesi günü öğleden sonra kartınızı ulaştırıyorum Serhat bey.
ben-Hımm cumartesi öğleden sonra en azından ilk defa bir süre aldık,iyi günler kolay gelsin

Konuşmalar kayıt altında nasıl olsa getirmezlerse bu sefer daha ağır konuşmam gerekecek sanırım diye düşünerek çaresiz beklemeye devam ettim. Şu an cumartesi öğleden sonranın başladığı saat 14:00  bu yazıyı kuryeneti bekleyerek yazıyorum.  Allah sizi kuryenetin eline düşürmesin, başka ne diyeyim…

İnternetten ortaya karışık kuryenet şikayetleri:
www.turelozdil.com/guncel/kuryenet-macerasi/
www.jeren.org/2009/06/25/kuryenet-basini-kumdan-cikar/
sozluk.sourtimes.org/?t=kuryenet
www.turkeyforum.com/satforum/showthread.php?t=478722

Sizinde şikayetinizi ekleyebileceğiniz ve listelenmiş şikayetleri görebileceğiniz şikayet siteleri:
www.sikayetvar.com/bc-sikayet_oku-co-Detial-0-1127-0-0.html
www.sikayetim.com/module.php?cid=1128&page_num=1&search=&extnum=

Popularity: 72% [?]