
Saçlarını tarayıp dökülenleri camdan aşağı attı ve yavaşça odanın diğer ucundaki yatağına uzandı.Yatak pencereden epey uzaktaydı..Sevmiyordu güneş ışığını ısrarla,karanlıklardı onu çekici kılan çünkü.Işığa çıkarsa,söylediği tüm yalanların,hatta baştan aşağı yalan olan hayatının gün ışığına çıkmasından korkuyordu..Çünkü en başından beri istediği hayatı değil,kurguladığı hayatı yaşamayı seçmişti.belki de kolay olan buydu o da herkes gibi kolayı seçmişti..
Konuşmaya o kadar ihtiyacı vardı ki aslında..Saç fırçasını eline alıp,sol köşesi kırık eski bir aynanın karşısına geçti.Bir süre kendisine baktı,aslında kendisini hiç beğenmezdi..Burnu cok küçüktü,ağzı ise fazla büyüktü..Uzun siyah saçları hiç bir zaman şekil almazdı..Gardrobun kenarından eteği gözüken siyah elbisesine ilişti gözü,3 yıl olmuştu ve en son O’nunla giymişti..Bu defa üşenmedi ve giydi siyah elbisesini..Aynanın karşısına tekrar geçti.
”Siz seyirciler..Bırakıın beni konuşayım,hoş karşılayın beni..Bu filmde bana da üç dört sözcük kalsın..Dilsizlerin söyleyemediği,sağırların duyamadığı sözcükleri bırakın bana,ben söyleyeyim..Duyduğum sesleri telaffuz edeyim..Ahizeyi kaldırdığımda kulağımı delen o lanet ”la”notasına bile muhtaç kaldığım şu günde,bırakın beni haykırayım..Ey sevgili dinleyenlerim..Gözlerinizdeki ifade ne kadar anlamsız..Kelimeler yükleyin bakışlarınıza..Kalplerinizin sesini saat tıkırtısına ayarlayın..Öyle hızlı geçsin ki zaman aynı zamanda da anlamlı geçsin..Her saniyesini manalarla geçireyim su manasız hayatıma inatla!siz insanoğulları..Çıkarın kulaklarınızdaki gereksiz melodileri ve dinleyin beni..”
Popularity: 1% [?]





Yorumlar
No Responses to “bir şizofrenin günlüğü”